27 Ocak 2014 Pazartesi

ÇALIKUŞU
Kitabı Türkçe öğretmenim başta olmak üzere birçok kişi tavsiye etmişti.Başladığım zaman kitapta geçen eski dilde kelimeleri görüp "dipnottaki açıklamayı okumaktan kitabı anlayamayacağım" demiştim ama birkaç sayfa okuyunca dipnotu okumaya gerek kalmadan kelimeleri çözmeye başladım.Feride'nin şımarıklıkları öyle tatlı bir dille anlatılmış ki...
Feride'nin öğretmenliği,şefkati,Munise'yle diyaloğu... okurken  tarifsiz bir mutluluk yaşatıyor.Kamran ile Feride'nin salıncakta sallandığı bölümü defalarca yüzümde tebessümle okudum. "Sevmek denen şeyin rolü bu kadar insanı yakıp titretecek bir şey olursa,kendisi,kim bilir neydi" satırları beynime kazındı
"Çalıkuşu,Gülbeşeker,İpekböceği" bu isimleri hayalimde canlandırdığım Feride'ye çok yakıştırdım.Biraz kısa üst dudağından dolayı gülmediği zamanlarda bile gülümsüyor gibi görünen,gülümsemesinde keder yüklü "ÇALIKUŞU..."Çocuk olduğu kadar olgun.Eniştesinin de söylediği gibi "100 yaşında olsa da çocuk"
Feride:"vahşiydim,sevdiğimi insanları hırpalayarak gösterirdim"diyor.Kimsede farketmediğim duygusallığı Çalıkuşu'nda buldum.Gülerken ağlıyor,çok sevdiği Kamran'dan içi acıyarak kaçıyor.Ona olan sevgisini kendisine zor itiraf ederken başkasının ağzından duymak onu hüzünlendiriyor...

Çalıkuşu...uzun süre etkisinden kurtulamayacağınız bir roman ...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder