ÇALIKUŞU
Kitabı Türkçe öğretmenim başta olmak
üzere birçok kişi tavsiye etmişti.Başladığım zaman kitapta geçen eski dilde
kelimeleri görüp "dipnottaki açıklamayı okumaktan kitabı
anlayamayacağım" demiştim ama birkaç sayfa okuyunca dipnotu okumaya gerek
kalmadan kelimeleri çözmeye başladım.Feride'nin şımarıklıkları öyle tatlı bir
dille anlatılmış ki...
Feride'nin
öğretmenliği,şefkati,Munise'yle diyaloğu... okurken tarifsiz bir mutluluk yaşatıyor.Kamran ile
Feride'nin salıncakta sallandığı bölümü defalarca yüzümde tebessümle okudum.
"Sevmek denen şeyin rolü bu kadar insanı yakıp titretecek bir şey
olursa,kendisi,kim bilir neydi" satırları beynime kazındı
"Çalıkuşu,Gülbeşeker,İpekböceği"
bu isimleri hayalimde canlandırdığım Feride'ye çok yakıştırdım.Biraz kısa üst
dudağından dolayı gülmediği zamanlarda bile gülümsüyor gibi
görünen,gülümsemesinde keder yüklü "ÇALIKUŞU..."Çocuk olduğu kadar
olgun.Eniştesinin de söylediği gibi "100 yaşında olsa da çocuk"
Feride:"vahşiydim,sevdiğimi insanları
hırpalayarak gösterirdim"diyor.Kimsede farketmediğim duygusallığı
Çalıkuşu'nda buldum.Gülerken ağlıyor,çok sevdiği Kamran'dan içi acıyarak
kaçıyor.Ona olan sevgisini kendisine zor itiraf ederken başkasının ağzından
duymak onu hüzünlendiriyor...
Çalıkuşu...uzun süre etkisinden
kurtulamayacağınız bir roman ...

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder